| |
YAŞADI ATATÜRK
O Yaşadı
O Kötü Günleri
Tüm Çocukları Sevdi
Herkes Bildi Bunu
23nisanı
O Armağan Etti
Çünkü O Çocukları Seviyordu
Çocuklarda Onu..
MUSTAFA KEMAL
Mustafa Kemal'i gördüm düşümde,
Daha, diyordu.
Uğruna şehit olasım geldi hemen
Sabaha, diyordu.
Al bir kalpak giymişti al,
Al bir ata binmişti, al,
Zafer ırak mı? Dedim,
Aha, diyordu.
YAŞADI ATATÜRK
O Yaşadı
O Kötü Günleri
Tüm Çocukları Sevdi
Herkes Bildi Bunu
23nisanı
O Armağan Etti
Çünkü O Çocukları Seviyordu
Çocuklarda Onu..
10 KASIM'LI SONBAHAR
Bugün 10 Kasım
Buruk bir sonbahar dolaşır dağda - taşta
Aydınlığın yürür Aydınlığın büyür
Açtığın mutlu savaşta.
Beşikte bıraktıkların asker bugün
Memede bıraktıkların anne,
Biz otuzbeşindekileri sorma
İyi birer baba olduk
Acısını gördükten sonra o sonbaharın.
MUSTAFA KEMALLERCE
Atılıyorduk kâfire,
Hepimizin bir yanı hilal gibi.
Bir göz vardı üstümüzde göklerden.
Mustafa Kemal gibi!
Savaşırken yaşamak,
Anam sütü kadar helal gibi,
Ölüm hem büyüktü hem kolaydı,
Mustafa Kemal gibi!
Atlıyorduk bir devre.
Tarihten süzülmüş bir hal gibi;
Hepimiz, hepimiz,
Mustafa Kemal gibi!
NEDİR SEVİ
Öküzsüz toprağı sürüp
Aç yorgun dönünce
Ekmektir sevi
Serptiğin tohum senin
Seninse biçeceğin başaklar
Topraktır sevi
Acıların bölünür
Bölünürse ikiye yürek
Kadındır sevi
Kelepçe olursa bildiklerinde çaresizlik
Ulaşmak için özgürlüğe
Silahtır sevi
Dalgalansın diye gönderde
Koşmak cepheden cepheye korkusuz
Bayraktır sevi
Aydınlığa dönüşür karanlık
Mavi gözlerine bakınca
Ata'dır sevi
NUTUK
İşte gene Kasım ayı
Oturup Atatürk'ün nutkunu okumalı
Göreceksiniz dünya aydınlık
Çözülüp gidecek kafanızdaki bulanık
Geçer üstünüze gelen her bulut
Karanlıklarda yolunu bulan umut
Görün Nutuk’ta nasıl canlı
Her sözcükte her cümlede diri:
Atatürk'ün pehlivan fikri
Bir gün yenilir mi sanırlar?
Nutku okusunlar da anlasınlar
Anlasınlar ana yol nereye.
"Uygar bir millet" diyor Atatürk "Uygar bir Türk milleti."
Bu yoldan dönülür mü geriye? Köyleriyle kentleriyle
Ülkümüz Atatürk'ün istediği Türkiye...
SEN VARSIN
Çiçek olup açtılar.
Sokaklarda coştular.
Neşe sevinç saçtılar.
İşte huzurundalar.
Kardeşlikler pekişti.
Hür dünyaya serpişti.
Bak çocuklar yetişti.
İşte huzurundalar.
Minnet şükran sundular.
Huzurunda durdular.
Sevgi bağı kurdular.
İşte huzurundalar.
ATATÜRK
Atatürküm eğilmiş vatan haritasına
Görmedim tunç yüzünü böylesine geceler
Atatürk neylesin memleketin yarasına
Uçup gitmiş elinden, eski makbul çareler
Nerede İstiklal harbinin o mutlu günleri
Türlü düşmana karşı kazanılan zaferi
Hiç sanmam, öyle ağarsın bi daha tan yeri
Atatürküm ben ölecek adam değildim der
Git hemşerim, git kardeşim toprağına yüz sür
O'dur karşı kıyıdan cümlemizi düşünür
Resimlerinde bile melül mahzun görünür
Atatürküm kabrinde rahat uyumak ister
BÜYÜK GAZİYE
Sen ki hilkat denilen ummanın
En büyük incisisin
O, bu ulvi vatanın talihinin
En güzel yıldızıdır
Bir deha et ki güneşten yüksek
Ve sema vat ile ünsiyeti var
Sen dururken ona gelmez noksan
Kaplıdır toprağı zırhınla senin
Hep reha kar değil ey Gazi
Bu müsellah vatanın sen hem de
Ebedi bekçisisin
Bu mesalip–zede cemiyete sen
Yeniden bir vatan ettin ihda
Görüyor şevk-i tuluunla senin
Yeni bir iyd-i zafer İstanbul
Kendi asar-ı dehanın belki
Sen de hayretçisisin
Kainatlarda tecelli buyuran
Halik’ın sende o hasiyeti var.
HER MEVSİMDE ÇOCUKLARLA ATATÜRK
Her mevsimde çocuklar göğe bakınca,
Tutunca kâğıttan bayrakları askerlere.
Seyredince seni başı göğe değen heykellerde,
Mışıl mışıl uyuyunca üstü açık yıldızlara karşı,
Görünce analar babalar saygı duruşunda.
Gezince Anadolu uygar, tarlalar gür.
Dinleyince çok sesli halk havaları güzel,
Sevimli kitapları açıp açıp okuyunca,
Seni hatırlayacaklar.
Her mevsimde çocuklar büyüyünce,
Ağır ağır dalgaları eridikçe kuşakların,
Genişledikçe kentler köyler aydınlandıkça
Okullar dolup dolup boşaldıkça. Seni hatırlayacağız.
Her mevsimde çocuklar ve çocuklarda sen
Ve sende bütün Türkiye
Hep birlikte İstiklâl Marşını söyleyeceğiz.
ONSUZ
Ah işte duyuyorum mesut günler içinden
Sana "Sevimli yüzün asla solmasın" diyen
Bütün adınla dolu sevinç şarkıları...
- Sen öldüğün için mi şimdi bayraklar yarı!
Ah işte görüyorum seni gördüğüm günü
Altından, alkışlarla geçiyorsun bir tak'ın
O gün bana gelmiştin babamdan daha yakın.
Meğer duyacakmışım bir sabah öldüğünü...
Meğer görecekmişim bir sabah gidişini
İstanbul'un önünden son defa geçişini...
Bizler seninle nasıl, ah nasıl beraberdik
Bizler ki az sıkılsak "O başımızda" derdik
Nasıl yok bileceğiz, O güzel güneş yüzü
Ana, baba değil bu, bizler Ata öksüzü...
Tatmadık, bilmiyoruz bu bambaşka yarayı
Öğret bize yarabbi, ah O'nsuz yaşamayı...
SANA BORÇLUYUZ TA DERİNDEN
Sana borçluyuz ta derinden
Çünkü yurdumuzu sen kurtardın
Hasta, yorgun düşmüştük
Yaralarımızı iyice sardın
Yiğittin, inanç doluydun, yapıcıydın
Sanatkardın, denizler kadar engin
Kimsenin görmediğini görürdü
Sevgiyle bakan gözlerin
Dedin ki: Bu millet, bu büyük millet
Yüzyıllar boyu geri kalmış
Bu yurt, bu güzel yurt, bizim yurdumuz
Her yanından yaralar almış
Dedin ki: Bir güzel savaşmalı
Kurmak için yeniden
Bilgiyle, inançla, coşkunlukla
"Öğün, çalış, güven"
Sana borçluyuz ta derinden
Işığısın bu yurdun
Dilimizi, ulusallığımızı öğrettin bize
Çünkü cumhuriyetimizi sen kurdun
Hürriyeti sen yaydın içimize
Halkçıyız dedin halk içinden
İnançta hür yetiştirdin bizi
Borçluyuz sana ta derinden
Devrimlerle yüceltti, çok yüceltti
Bu milleti temiz ellerin
Sana borçluyuz ta derinden
En büyüğü Mustafa Kemallerin
ANITKABİR
Atatürk'üm, sana taştan bir taht hazırladım!
Aslanları nöbetçi diktim kapısına,
Mehmetler gibi, Hasanlar gibi, huduttaki.
Kayaları parçaladım; taşları kestim.
Varsın patlasın avuçlarım, kanasın parmaklarım,
Dağları dize getirdim,
Tarihleri dize getirdiğin gibi.
İlk senin resmini tanıdım,
Senin ismini yazdım,
Sevgini kazıdım, ülkünü kazıdım,
Kalbimin ta içine.
Yazınla okudum,
Seninle anladım: Vatan nedir,
Vatan benden ne ister?
Ninem de gönüllüydü sana, benim gibi,
Annem de, babam da,
Onlardan dinledim şarkını:
"Allah'ıma emanetsin Kemal'im"
Çakmak çakmaktı gözlerim, harplerirni anlatırken Öğretmenim.
İleriye bakmayı öğrendim devrimlerinden.
Yaz denizine battım, yarıya inen bayrakla,
Gidişinden.
Ağladım; alev alev sesini duyunca, eski plakta:
"Ne mutlu Türk'üm diyene"
Ne mutlu bana seni gördüm
Söz verdim sana, yoluna can koydum; İşte sundum, Anıtkabir'i ...
ATAMA AĞIT
I
Sırma sarısı yay saçlarına
Gözüne rengini koy denizlerin
Düşün dudakların en incesini
Yüzüne tuncunu ver benizlerin
Onda yürüyüşün en yiğitçesi
Onda bükülmezi vardır dizlerin
Gezerdi ülkede bir Hızır gibi
Em olup derdine çaresizlerin
II
Durgun bir denizi andırır dışı
İçi hiç sönmeyen bir yanardağı
Sesinde ıslığı eser kuvvetin
Sözünde şahlanır hakkın bayrağı
Gökle güneş gibi buluştu onda
Sezinin sağlamı duyunun sağı
Yıkarak kökünden Osmanlılığı
O gömdü tarihe bir ortaçağı
III
Ürperir ovalar avizesine
Dağlar dümdüz olur işaretiyle
Devrilir hıncına çarpan ordular
Kaleler dayanmaz yelpazesine
Fikrin güzelliğin aşkın her şeyin
Bağlıydı daima en tazesine
Yaşadı başı dik, dünyaya karşı
Getirdi dünyayı cenazesine
IV
Onsuz kaldığını bilse tabiat
Bağlar üzüm vermez bahçeler kurur
Okşar saçlarını ezelin eli
Yüzüne ebedin ışığı vurur
Övünür insanlık eserleriyle
Yurt onun sevgisi üstünde durur
Adıdır kurduğu devlete temel
Ünü kurtardığı millete gurur
V
Fani varlığını kaybetti ama
Damgası yurdumun burçlarındadır
Engin ufuklara uzanmış kolu
Hızı şimşeklerin uçlarındadır
Kadının erkeğin hafızasında
Gencin ihtiyarın düşlerindedir
Yayla yellerinde eser gölgesi
Sesi bahçemizin kuşlarındadır
VI
Ben mi yazacaktım göçüm gününü
Dökerek ardından böyle gözyaşı
Ben ki ona büyük gezilerinde
Oldum bir küçük yol arkadaşı
En son durağına varmadan ömrün
Kapadı yolunu bir mezar taşı
Büyük kurucusu Cumhuriyetin
Hürriyet aşıkı milletin baş
TÜRKÜM ATATÜRKÜM
Bu vatan bizimdir böyle biline,
Kadını yaşlısı Mehmetçiğiyle,
Çanakkale'deki boğazı ile
Söyledi cihana geçilmez diye.
İstikbal göklerde diyen irade,
Cihanda emsali var mı? Nerede?
Dünya var oldukça söyle her yerde
Söyle ki ; "Ne Mutlu Türküm Diyene."
Samsunun ufkunda doğdu o güneş,
Yurdumun bağrını sarınca ateş,
Tüm ulus cephede yan yana kardeş,
Ya ölüm ya kalım tek hedef diye.
İstikbal göklerde diyen irade,
Cihanda emsali var mı? Nerede?
Dünya var oldukça söyle her yerde
Söyle ki ; "Ne Mutlu Türküm Diyene."
Erzurum ve Sivas kongresiyle,
Uğraştı dünyanın meselesiyle,
Milletle beraber gür nefesiyle,
Haykırdı ilk hedef Akdeniz diye.
İstikbal göklerde diyen irade,
Cihanda emsali var mı? Nerede?
Dünya var oldukça söyle her yerde
Söyle ki ; "Ne Mutlu Türküm Diyene."
Dahi başkumandan becerisiyle,
Dumlupınar Afyon İnönü'süyle,
Tüm vatan sulandı al kanlar ile
Ezelden ebede hür olsun diye.
İstikbal göklerde diyen irade,
Cihanda emsali var mı? Nerede?
Dünya var oldukça söyle her yerde
Söyle ki ; "Ne Mutlu Türküm Diyene."
Ağlıyorken ulus hep için için,
Cumhuriyet kurup istiklal için,
Gençliğe emanet hitabe niçin?
Okuyup okutup savunsun diye.
İstikbal göklerde diyen irade,
Cihanda emsali var mı? Nerede?
Dünya var oldukça söyle her yerde
Söyle ki ; "Ne Mutlu Türküm Diyene."
Hayatta hakiki mürşit ilimdir,
Benim güzel Türkçem ana dilimdir,
Motiflenmiş yurdum tıpkı kilimdir,
Huzurla kardeşçe yaşansın diye.
İstikbal göklerde diyen irade,
Cihanda emsali var mı? Nerede?
Dünya var oldukça söyle her yerde
Söyle ki ; "Ne Mutlu Türküm Diyene."
ATATÜRK’TEN SON MEKTUP
Siz beni halâ anlamadınız
Ve anlamayacaksınız çağlarca da…
Hep tutturmuş "Yıl 1919, Mayıs'ın 19'u diyorsunuz
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz.
Mustafa Kemal'i anlamak bu değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.
Bırakın o altın yaprağı artık,
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler.
Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin.
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin ?
Mustafa Kemal'i anlamak yerinde saymak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.
Bana, muştular getirin bir daha,
Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan…
Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı ?
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı ?
Mustafa Kemal'i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.
Halâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
Halâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz.
Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın !
Uluslar, fethine çıkıyor, uzak dünyaların…
Mustafa Kemal'i anlamak göz boyamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.
Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız ;
Laboratuarlarda sabahlayın, kahvelerde değil.
Bilim ağartsın saçlarınızı… Kitaplar…
Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar…
Mustafa Kemal'i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.
Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü…
Görüyorum ki, halâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş,
Birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken.
Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen ?
Mustafa Kemal'i anlamak itişmek değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.
Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla.
Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister,
Paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter !
Mustafa Kemal'i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.
|
|
O BİR ATATÜRKTÜ
Kendini Hiç Düşünmeden
Özgürlüğü Kesmeden
Milleti Üzmeden
Başlattı Savaşı
Çalışınca Başardı
Savaşınca Kazandı
Pes Etmeden Savaşı
Kazandı Atatürk’üm
O bir Önder Değil
O bir Dahiydi
O bir Dahi Değil
O bir Atatürk’tü...
SENİN ÇOCUKLARIN
Çiçek olup açtılar.
Sokaklarda coştular.
Neşe sevinç saçtılar.
İşte huzurundalar.
Kardeşlikler pekişti.
Hür dünyaya serpişti.
Bak çocuklar yetişti.
İşte huzurundalar.
Minnet şükran sundular.
Huzurunda durdular.
Sevgi bağı kurdular.
İşte huzurundalar.
ATATÜRK
Sen Atatürk'ü tanımazsın çocuğum.
Ne insandı O, ne insandı.
İzmir'e gelişini görseydin,
Ne şanlıydı O, ııe şanlıydı.
Benzerdi sana, bana
Bizim gibiydi eli, ayağı
Ama bir yol baksaydın yüzüne
İçin sevgiyle dolardı.
Vapura biniyorsak dilediğimizde;
Sokakta geziyorsak hür,
İyi bak dört yana,
Atatürk'ün aklı görür.
Arı Türkçe konuşuyorsak,
Türkçe düşünüyorsak bugün
Her işimizde O ' nun gücü,
Büyük öğretmeni Türkün.
Halkımızın arasında, halktan,
Davul vurur dengi dengine.
Dünya rastlamış mıdır
Atatürk'ün dengine ?
ATATÜRK'ÜN YOLUNDA
Şanlı asker Mustafa Kemal Paşa
Ne söylersem her övgüden üstün varlığın.
Yangınlar sardığı gün baştan başa
Bu ülkeyi, sen kurtardın.
Sen kara bahtını Ulusun
Sürdün aydınlığa çıkardın.
Yenilgiden, kölelikten, ölümden kurtuluşun
Sevincini tattırdın.
Sonra bütün düşmanlara karşı
İnandığı, güvendiği, övündüğü insanlığın
Uygarlığa onura, barışa inançlı
Yeni bir devlet yarattın.
Bağlıyız sana büyük Atatürk
Dün nasılsa bugün ve yarın.
Genç, yaşlı, kız, erkek, çocuk
Kıvancını duyarız yolunda olmanın.
Sen yurt kurtarıcı, devlet kurucu
Bayrağı özgürlüğün, barışın, uygarlığın.
Ödeyemez bu Ulus Sana borcunu,
Silinmez bu Ulusun kalbinden adın.
BAŞÖĞRETMEN
Atatürk benim
Başöğretmenim.
Ne öğrendimse
Ondan öğrendim.
Baktım ki asker,
Ben de askerim,
Kars’ta, Kore’de
Nöbet beklerim...
Baktım kürsüde,
Nutuk söylüyor,
O’nun sesini,
Dünya dinliyor.
Ne heyecanlı
Ne heybetli O,
Türk tarihinde
En kudretli O.
Tarih okudum,
Baktım başta O.
Her iyi işte,
Her savaşta O.
Bu devrimleri
Hep O düşünmüş,
Milleti için,
Ağlamış gülmüş.
O semamızda
Ebedi güneş,
O gönlümüzde
En harlı ateş.
Çocuk kalbimle,
İlk O’nu sevdim.
Atatürk benim,
Başöğretmenim...
BÜYÜYEN ATATÜRK
Şimdi sen Akdeniz'de
Yükselen dalga dalga,
Bakışlarının rengiyle mutlu,
Uçan rüzgârlarla hür.
Şimdi sen Edirne'de, Sivas'ta, Ardahan'da,
Şimdi İzmir'de, Afyon'da, Van'da...
Yükselen dağ dağ, serilen yayla yayla,
Düşünen köy köy, kasaba kasaba
Nefes alan her canda.
Şimdi sen tarlalarda
Boy atan buğdaylarda,
Saçlarının ışıklarıyla zengin
Büyüyen vatan çiçeklerinde,
Büyüyen yüreklerimizde
Fetheden gelecek günleri, fetheden düşünceleri
Tek bir sevginin aydınlığında.
ONUNDUR
Ne yaptığını ne yapacağını bilendi Atatürk
Halktan daha ulu soy yoktu gözünde
Kesinkes ulusal egemenlik
Halk yönetimi onundur
Kaldırır ululuk aldatmacasını tüm
Ne denli köhnelik yobazlık yozluk varsa
Laiklik içinde gerçek din duyarlığı
Türk kadınını yücelten istem onundur
Tarihimizi temele kökene boyutlayan
Türk'ün düşüncesini sanatıyla bir tutan
Türkçemizi anlatımda ışıklara büründüren
Kafamız yüreğimiz soluğumuz onundu
Hiç bir akıma benzemez ondaki görüşler
Kendi çerçeveledi kendi yorumladı
En yeni bilimdir tekniktir Atatürkçülük
Bu çağın çok ötesinde bir çağ onundur.
SÖYLEVLERİ OKURKEN
Ya bir gece yarısı, ya bir sabah çok erken
Gözlerim yorulurken, parmaklarım donarken
Bir cümle, gözlerimin-ellerimin altında
Bir kavram şahlanıyor bir söyleyiş atında
Geziyor damarımı bir kutsal ısı gibi
Gazi'ce kımıldanıp Ata'ca doğrularak
Birden dalgalanıyor başucumda al bayrak
Haydi yiğit duygular korkunç karanlıkla cenk...
Babil duvarındaki ateşten harflere denk
Dolaşıp ülke ülke dolaşıp durak durak
Her geride durana-uyuyana çarparak
Şu bu kurdun ağzından kapıp aslan hakkımı
Yakasından tutarak bir bir bütün halkımı
Mustafa Kemal'im eliyle silkiyorum...
Sanki her söyleneni ben duyup ben diyorum...
Mondros'tan Lozan'a aklım çıkıyor yola
Ankara'dan İzmir'e duygularım dörtnala
Tutuşuyor ne varsa gece gibi, kış gibi
Çağlıyor balkonumdan yağmurlar alkış gibi...
O ATATÜRK’TÜR
Alim asırlarda bir yaratmış deha
Şükr olsun yaratana bizde bu defa
Her şeyin en üstünde görerek yurdu
Son nefesine kadar gösterdi vefa
Gönüllerde yaşayan o ata Türk’tür
İftihar edelim ki O ATATÜRK’TÜR
İngiltere Fransa ve Yunanistan
Sardılar İtalya’yla Rusya bir yandan
Parçalayacaklardı muazzez yurdu
Haksız saldıranları haksız çıkartan
Üstün zeka sahibi o ata Türk’tür
İftihar edelim ki O ATATÜRK’TÜR
Kahraman orduların başında durdu
Taarruz cephesine karargah kurdu
En önemli emrini orda buyurdu
Ordular Akdeniz’e temizle yurdu
Gazilerin gazisi o ata Türk’tür
İftihar edelim ki O ATATÜRK’TÜR
İttifakı şaşırtan büyük kumandan
Kovaladı düşmanı bütün vatandan
Böylece dünyaya hür bir ses duyurdu
Burası Türkiye’dir Türk’lerin yurdu
Ebediyen ölümsüz o ata Türk’tür
İftihar edelim ki O ATATÜRK’TÜR
Savaş bitmişti artık vatan bütündü
Cumhuriyeti kurdu bayram bu gündü
Gençliğine emanet etti de yurdu
Bütün dünya huzurda saygılar sundu
Büyük devlet adamı o ata Türk’tür
İftihar edelim ki O ATATÜRK’TÜR
ATATÜRK GÜLÜMSEDİ
Atatürk gülümsedi, öğretmenim
Siz sınıfa girince
Dağıldı kara bulutlar
Açıldı gonca
Baktı ki okul yenidir
Siz yenisiniz düşünceler yeni
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Saklayamadı sevincini
Baktı ki gençsiniz bilgili
Eğitiyorsunuz yolunca yöntemince
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Sevindi onca
Baktı ki karışmış aramıza
Çiziyorsunuz yolu
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Gözleri dolu dolu
Anlaşılan bütün yaz
Atatürk gözünü kırpmamış
Çünkü boşmuş sıralar
Çünkü harf okunmamış
Kapkara bulutlar inmiş
Işıklı gözlerine
Bora gibi fırtına gibi Atatürk’üm
Sanırım yönelmiş bilgisizliğe
Ama baktı ki gün doğmuş
Bir koşu varmışız okula
Özlemle açılmış kitaplar
Bir iştah kızda oğlanda
Baktı ki zil çalmış sınıfa girmişsiniz
Bütün bakışlar sizde
Günaydın demiş derse başlıyorsunuz
Sımsıcak bir sevgi gözlerinizde
Baktı ki Türkiyesi Türkiyemiz
Aydın ufuklara yürüyor hızla
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Övünüyor bizle
Dağıldı kara bulutlar
Biz sınıfa girince
Atatürk gülümsedi öğretmenim
Kürsüde kendini görünce.
RESİM
Her gün
Enginlerden engin
Yücelerden yüce
Bir duygu sarar bizi
Bu sınıfa girince.
Yanda, bir uçtan bir uca.
Mavi deniz
Odanın içinde güneşleri bulunca.
Isınırız.
Enginlerin engini deniz olsa
Deniz ufak!
Yücelerin yücesi güneş olsa
Güneş küçük!
İlk günü gördük, nerden geldi:
Duvardaydı
Denizleri, güneşleri
Küçülten büyüklük.
Kürsünün üstünde bir resim:
Gözleri denizlerden mavi
Bakışları güneşlerden sıcak.
Dört mevsim.
Kürsünün üstünde:
Atatürk'üm, arkasında al bayrak
Kolları kavuşturmuş göğsünde.
Bu resimle başlar bizim günümüz
Karşımızda Atatürk'ü gördükçe
Kıvançla dolar, taşar gönlümüz.
Öğretmenimizin kürsüde
Verdiği dersi
Dinler bizimle birlikte
Atatürk'ün resmi.
Çalışkanız, çünkü
Çalışınca
Bakarız, Atatürk güldü.
Bir yanlışlık yapsak
Bulutlanır gözleri
Anlarız Atatürk üzüldü.
Gelsek kürsünün dibine
Görür bizi
Eğilince.
Kalksak, gitsek gerilere
Otursak arkalarda;
Başımızı kaldırmadan duyarız:
Atatürk orada.
Öteki odalarda
Başka başka resimleri Ata'mın.
Atatürk'üm artık ömrüm oldukça
Bu resminle karşımdasın!
Yok hiç birinde
Bundaki tılsım
Değişen çizgilere
Canlı gibi bu resim.
Öyle canlı ki sanırım
Bende bir gün okulu bitirince
Uzanan ellerinle
Okşanacak sırtım.
Öyle canlı ki, sanırım
Karanlık bile olsa
Aydınlanır yollarım.
Tıpkı sınıftaki gibi
Yapacağım bir işte
Bu resmindir rehberim:
Kötülüğe uzanırsam
Çat kaşlarını
Tutulsun ellerim
Tıpkı sınıftaki gibi
Bütün ömrüm boyunca
Yaptığım her işte
İyi, doğru oldumsa
Sevincini belli et.
Gülümse!
Yaprak yaprak dökülürken önümde
Her yıl dört mevsim;
Sınıflar içinde yalnız bu sınıf
Resimler içinde yalnız bu resim!
NÖBETÇİ MİLLET
Yaradan hey Yaradan!
Dört yıl değil bin yıl geçse aradan
Sensin ateş diye kanımızdaki
Sesin ışık diye önümüzdeki!
Ey yanımızdaki
Beş on mermere, bir avuç toprağa sığan
Sınırsız mavi umman hey!
Yeni kıyılar bulur, yeni yarlar kazardın
Sen her köpürüp taşmanda;
Her konuşmanda
Milletin alın yazısını yeniden yazardın.
Bakışların inanmayanı ezerdi
Sağ kolun bir tırpana benzerdi:
Başlardı yurt tarlasında düşüncenin hasadı.
Cümlelerin ya örsten kalkardı
Ya çıkardı kından.
Başak saçların sarkardı harman alnından:
Halk, biçilmiş ekin gibi, düşerdi dizlerine.
Milyonlar katılırdı sözlerine
Mıknatısa koşan zerreler gibi.
Köhne kanaatler, köhne küreler gibi
Sözünde çarpışıp düşerdi.
Tam sustuğun gün kıyamet oldu
Tam konuştuğun anlarsa mahşerdi:
Rab, gökte "dinleyin" derdi meleklerine;
Yıldızlar girerdi yeni mahreklerine;
Nehirler kavuşurdu yeni denizlerine:
Halk biçilmiş ekin gibi düşerdi dizlerine.
Şimdi nöbetçi olmak için Anıtkabrine
Tamamlayabilmek için tavafını
Sarmış yalın kılıçlar gibi etrafını
Tutuyor nöbet.
Bu millet:
Bu, vaktiyle ayaklarını ummanlar yalayan
Bu, üç kıtayı atının nallarıyla damgalayan
Bu, Timur'u, Atilla'yı, Oğuz'u
Bu, Yıldırım'ı, Fatih'i, Yavuz'u
Bu, seni yetiştiren ulu millet.
Vakar ve haysiyetle dimdik
Uyanık, tetik
Anıtkabrinde tutuyor nöbet.
Dünya dönüp dolaşıp
Boğazlaşıp dalaşıp
Ergeç ve ancak
Milli misaklarda karar kılacak.
Ey en büyük usta!
Düşünen olmadı bu hususta
Senden evvel ve senden ileri.
İlk müjdeyi, ilk haberi
Senden almıştı cihan
Ta o zamandan
Anlayamadığına yansın.
Sen, dünyanın dönüp dolaşıp geleceği
Uğrunda milyonların seve seve öleceği
En büyük maksat için
Dünyaya ilk karşı koyansın.
Nasıl içimizdeysen bütün varınla
İşte öylece dünya davalarındasın!
O ışık saçların, o alev sözlerinle
O gök gözlerinle sen.
Ey ıssız geceler içinden
Bize eşsiz sabahı getiren!
Ey asırlardır dul bayrağın eşi
Ey geceyarılarımızın güneşi
Ey ışık saçlar
Ey yele kaşlar
Ey çekilmiş hançer bakışlar
Ey fikri döven şakaklar
Ey kalem parmaklar
Ey ay-yıldızlı el
Ey en güzel
Ey en büyük
Ey Atatürk!
Getir dudaklarını bir bir alnımıza koy
Dağlansın ateşinle bu soy.
Oy Atatürk oy...
İrkilmez Ata çocuğu irkilmez:
Zaptedilmez, Atam, zaptedilmez
Biz varken senin hisarının burçları:
Bakışlarımız kılıç uçları
Bekliyoruz devrimini biz.
Çökmeyeceğiz diz
İsterse hayat zehrolsun
İsterse refah kahrolsun
İsterse kurşun düşsün yanımıza belimize
İsterse geçinmek için bir dilim
Kuru ekmek geçmesin elimize.
Halel gelmez bizim ateşimize;
Dünya düşse peşimize
Yer sarsılsa yerinden
Ne senden geçeriz, ne senin eserinden.
|
|